Bir önceki sayfada bahsettiğimiz eserlerden “Wagahai ha Neko dearu”, “Botchan” ve “Kokoro” eserlerini daha geniş bir şekilde ele alalım istiyorum.

Sōseki ilk romanı olan “Wagahai ha Neko dearu”yu aslında tek kısa bir öykü olarak yazmayı düşünmesine rağmen “Hototogisu”nun editörlerinden Takahama Kyoshi’nin ikna etmesi üzerine onuncu öyküye kadar yazmaya devam etmiştir. İsimsiz bir kedinin insanların tuhaflıklarına gülen birinci kişi bakış açısıyla işlenmiş bir romandır. Kedinin sahibi üniversite profesörüdür. Bu yüzden karakterde ve onun çevresindekilerde ki kinaye Sōseki için oldukça kolay olmuştur Bu eser sık sık “Jonathan Swift”in “Gulliver’ın Maceraları” ve “Laurence Sterne”in “Tristam Shandy” ile karşılaştırılır.

Bir sonraki en popüler romanlarından biri ve en az onun kadar popüler olan karakteri “Botchan”dır. Diğer ülke de “Tom Sawyer” ve “Huckleberry Finn” gibi Japonya’da gençlik klasiği olan bir roman olmuştur “Botchan”. Kahramanımız Botchan modern kültüre doğru dörtnala koşarken geçmişin duyarlılığını ve etiklerini içine alır Yamaarashi-sensei ile birlikte. Eser nükteli ve güldürücü hikâyeleri ile Soseki’nin modern hayat ya da modernliğe lanetidir.
Diğer eserimiz Soseki’nin başyapıtı olarak görünen “Kokoro”. Benim de okuduğum romanlarından biri.
Roman üç bölümden oluşuyor ve genç bir adam ve genç adamın “sensei”-öğretmen- dediği yaşlı bir adam arasındaki ilişkiyi konu alıyor. “Sensei” genç adama özellikle bir şey öğretmekten çok onu hayattaki ahlak ikilemlileriyle tanıştırır. Aralarındaki ilişki daha ruhani bir boyuttadır.
İlk bölümde tanışmaları ve genç adamın “sensei”nin saygısını kazanması konu olarak ele alınıyor. İkinci bölümde genç adam köydeki evine ve ailesine döner ama farkeder ki aralarındaki bilgi farkı oldukça büyüktür. Bu yüzden “sensei”ye geri döner babası ölürken ve bu vicdan azabını hayatı boyunca taşıyacaktır tıpkı “sensei”nin en iyi arkadaşını öldürmenin vicdan azabını taşıdığı gibi. Son bölümde “sensei”den uzun bir mektup gelir genç adama. Mektup önceki ilişkisini ve ihanetini anlatır ve genç adam Tokyo’ya gelene kadar intihar etmiş olacağını söyler. Genç adama miras kalan ise kırgınlık, modern zihniyetin kendi suçluluğu ve hayal kırıklığı algısıdır.
