Dünya bir yana Japonlar bir yana, bu mecazi olarak da değil, baya baya bir yana. Bizim için çok sıradan bir şeye “Oooooo!” nidalarıyla şaşıran Japonlar, bizim için absürt olan şeyleri o kadar doğal karşılayabiliyorlar. Bir Japon turist grubu aynı anda dakikada 100 kare fotoğraf çekebilirken 50 kere de şaşırabiliyor. Bunu İsviçreli bilim adamları da onaylamıştır. Çok değil, yarım saat Japon televizyonu izlemek yeterli, hele o reklamlar ve yarışmalar. Bazen de çok ciddi bir şekilde bir porselen tabağın hangi dönemde hangi usta tarafından yapıldığı, kullanılan kilin, üzerindeki boyasının, içindeki sudaki yansımanın mükemmelliğinin konu alındığı iki saatlik belgeselde anlam veremeden takılabilirsiniz. Şöyle hızlı bir liste yaparsak: hüpürdeyen yemek kaseleri, paketli milyon çeşit yemek, kapsül oteller, bin düğmeli tuvaletler, her köşedeki otomatlar, pachinko, karaoke, bazı uçuk festivaller, maid kafeler, kawaii kızlar… Bizim için anlamlandırmada zorlandığımız bunlar gibi pek çok şey, onlar için olağan.
Bunun ötesinde pek çok ortak noktamız da var. Mesela çok güçlü kolektif bir aile yapıları vardır, akrabalar, yaşlılar, misafirler önemlidir. Saygı her zaman gereklidir. Eve ve önemli yerlere ayakkabı ile girilmez. Dillerimiz yapısal olarak aynı aileden gelmektedir. En önemlisi, Japonlarla biz birbirimizi çok severiz…
